26 September 2007
Aizanoi - Aezani (Çavdarhisar)
Yazar: admin | Kategori: Aezani| Agora| Aizanitis| Aizanoi| Anadolunun en iyi korunmuş tapınağı| Antik Şehirler| Apuleius Eurykles| Asklepiades| Bergama| Bithinya| Bizans Dönemi| Cella| Dor Sütunlu Avlu| Eros| Eurykles| Frigya| Hellenistik Dönem| Heroon| Klaus Rheidt| Kocaçay| Kybele| Kütahya| Kütahya Müzesi| Meter Steunene| Nekropoller| Penkalas| Roma İmparatorluk Dönemi eserleri| Su Perisi Erato| Tanrıça Artemis| Zeus| antik kaynaklar| kutsal mağara| lahit| opisthodomos| piskoposluk merkezi| pronaosu| sikkel| tetrapylon| Çavdarhisar
Kütahya ÅŸehir merkezine 57 km. uzaklıkta Çavdarhisar İlçesi’ndedir. En parlak dönemini ikinci ve üçüncü yüzyılda yaÅŸayan kent, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuÅŸtur. Kentte Zeus adına inÅŸa edilen Anadolu’nun en iyi korunmuÅŸ tapınağı yer alır. Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitiÅŸik stadyum, biri mozaikli olmak üzere iki hamam ve gymnasium, Kocaçay üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda olan beÅŸ köprü ile antik baraj, borsa binası, sütunlu caddeler, nekropol alanları ve Meter Steune’nin kutsal maÄŸarası bulunmaktadır. Kentte halen Alman Enstitüsü adına yapılan arkeolojik kazılar devam etmektedir.
Aizanoi
Tarihi Araştırma ve Anıtlar (Klaus Rheidt)
Penkalas (Kocaçay) Irmağı’nın yukarı kesiminde, Tanrıça Meter Steunene’nin kutsal maÄŸarası civarında yaÅŸayan Frigya’lar öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji kahramanın, Su Perisi Erato ile efsanevi Kral Arkas’ın birleÅŸmesinden ortaya çıktığı sanılmaktadır. İşte bu mitoloji kahramanından Aizanoi ÅŸehrinin adı kaynaklanmış olabilir. Aizanoi, antik Frigya’ya baÄŸlı olarak yaÅŸayan Aizanitis’lerin ana yerleÅŸmeleriydi.
Kentin yüksek platosu üzerinde bulunan Zeus tapınağının çevresinde yapılan yeni kazılarda, M.Ö. 3. bin yıllarından yerleÅŸme tabakaları ortaya çıkmıştır. Yakın zamanda ovanın bir çok yerinde saptanan yerleÅŸme tepeciklerinden biri de Anadolu’nun erken dönemlerinde bu ana kutsal alanın yerindeydi. Hellenistik Dönemde bu bölge deÄŸiÅŸimli olarak Bergama’ya ve Bithinya’ya baÄŸlı iken M.Ö. 133′te Roma egemenliÄŸine girmiÅŸtir. M.Ö. 2. 1. yüzyıldan ilk sikkeler bilinmektedir. Roma İmparatorluk Döneminde, tahıl ekimi, ÅŸarap ve yün üretimi sayesinde zenginleÅŸmiÅŸ ve ünü bölge sınırlarını aÅŸmış olan Aizanoi’de kesin kentleÅŸme bulgularına ancak 1. yüzyılın sonlarına doÄŸru rastlanmaktadır. Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken, 7.yüzyıldan itibaren önemini yitirmiÅŸtir. Tapınak düzlüğü OrtaçaÄŸda bir hisara dönüştürülmüştür. Selçuk BeyliÄŸi Döneminde Çavdar Tatarları boyu tarafından üs olarak kullanılmıştır. (13.yüzyıl) Bu yüzden buraya Çavdarhisar adı verilmiÅŸtir.
Aizanoi 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keÅŸfedilmiÅŸ ve 1830/40′lı yıllarda incelenmiÅŸ ve tanımlanmıştır. 1926 yılında M. Schede ve D. Krecker baÅŸkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün kazıları baÅŸlamıştır. Bu çalışmalara 1970 yılında R. Naumann tarafından yeniden baÅŸlanmış olup halen devam edilmektedir.
Şehir ve Köprüleri
Antik dönemde Penkalas denilen Kocaçay’ın her iki yakasında, Aizanoi’den günümüze kalan yapı kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk Dönemi eserleridir. İlkbaharda bugün dahi kabaran sulardan korunmak için her iki kıyıda iri kesme taÅŸlardan yapılmış koruma duvarları bulunmaktaydı. Antik dönemde iki yakayı birbirine baÄŸlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçiÅŸe hizmet etmektedir. Üst taraftaki alçak ahÅŸap köprü yaya geçidi amaçlı kullanılmaktaydı. Onu takip eden beÅŸ kemerli taÅŸ köprü günümüze dek koruna gelmiÅŸtir. Yıkılmış olan üç kemerli köprüyü ise günümüzde de bütün trafik yükünü beÅŸ kemerli yapısıyla taşıyan ÅŸehrin ana köprüsü izler. Köprü korkuluÄŸunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan, açılış merasiminin M.S. 157 yılının eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Yazıt ve kabartmalı iki korkuluk taşı bugün dördüncü köprünün önünde sergilenmektedir. Kabartmada, köprüyü bağışlayan M. Apuleius Eurykles’in deniz yolculuÄŸu gösterilmektedir. Eurykles, İmparator Hadrian tarafından kurulan, Panhellenion denilen Hellen BirliÄŸi’nde, M.S. 153 ve 157 yılları arasında Aizanoi’u Atina’da temsil etmiÅŸtir ve M.S. 157 yılının sonbaharında Aizanoi’e geri dönmüştür. Köprüye 1990 yılında karayolları tarafından yeni korkuluklar konmuÅŸ ve yeniden kaplanmıştır.
Zeus Tapınağı
Åžehrin ana kutsal alanı olan Zeus tapınağının yapılabilmesi için , Anadolu’nun erken evrelerine ait tabakaların ortadan kaldırılmış olduÄŸu, son kazılarda ortaya çıkmıştır. Tapınak avlusunun seviyesinde, hemen altında Erken Bronz Çağı II’ye (M.Ö. 2800-2500) tarihlendirilen keramik parçaları ele geçmiÅŸtir. Ortadan kaldırılan tabakaların molozları tapınak alanının tekrar dolgusu sırasında kullanılmış olmalıdır. Tapınağın yapımına M.S. 2. yüzyılın 2. çeyreÄŸinde baÅŸlanmıştır. Yapımı için gerekli harcamalar, olasılıkla geniÅŸ tapınak arazilerinin icara verilmesiyle saÄŸlanmıştır. Toprağı kiralayanlar uzun yıllar para ödememekte direndiler. Ancak İmparator Hadrian’ın kararıyla paralar ödenince tapınağın inÅŸaasına baÅŸlanabildi. İmparator ile kent arasında bu konuyla ilgili yazışmalar Aizanoi için o kadar önemliydi ki, tapınağın ön galerisinin (pronaos) kuzey tarafında özel olarak bu yazıta hazırlanmış olan yerinde bugün dahi bulunmaktadır. Aynı duvarın dış tarafında da uzun yazıtlar vardır. Burada, köprünün yazıtından bildiÄŸimiz M. Apuleius Eurykles’ten söz edilmektedir. Yazıt, Eurykles’in erdemlerinden ve kent için yaptığı iÅŸlerden övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve kesme taÅŸlarının üzerinde savaÅŸ sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler, 13. yüzyılda tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarlar’ın yaÅŸamlarından sahneler göstermektedir. Peristasiste kısa yanların her birinde 8, uzun yanlarda 15′er İon sütunu yer alır. Sütunlarla iç mekanlar (pronaos, cella ve opisthodomos) arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniÅŸtir; böylece burada pseudodipteros planlı bir tapınak uygulanmış olmaktadır. 53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının birleÅŸimi, Anadolu’daki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella, opisthodomos ve pronaosu bütünüyle kaplayan alanın altındaki alt yapının daha önceki araÅŸtırmalarda Aizanoi’de Meter Steunene adıyla tapınılan Anadolu’nun Tanrıça Kybele’sinin kült yeri olduÄŸu düşünülmektedir. Tapınağın kuzeybatı alınlığında orta akroterde bir kadın büstünün bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus’a deÄŸil, aynı zamanda Tanrıça Kybele’ye de adanmış olduÄŸunu gösterir. Son araÅŸtırmalar ise tapınağın çift tanrıya, hem Zeus hem de Kybele’ye adanmış olamayacağını ortaya koymuÅŸtur. Etki uyandıran alt yapı ise belki de kehanet yeri veya tapınağın deposu iÅŸlevini görüyordu. Kadın büstü biçimli akroter, tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konmuÅŸtur.
Agora, Heroon ve Dor Sütunlu Avlu
Penkalas (bugünkü Kocaçay) Irmağı’nın batı yakasında Aizanoi yeni kent merkezinde görkemli yapılara, Zeus tapınağı ile baÅŸlanmıştır. M.S. 2. yüzyılın ortalarında küçük bir tapınak olarak kabul edilen bir heroon bulunan ve etrafı galeriyle çevrelenmiÅŸ olan agora inÅŸa edilmiÅŸtir. Güneyde Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı çevreleyen galeriden daha önce yapılmıştır. Bu görkemli yapıların çoÄŸu bugün köy ev ve bahçelerinin altında kalmış olup çok az bir kısmı günümüze kalmıştır. Tapınak düzlüğünün güneydoÄŸusundan geçen yolun hemen yanında, agoranın kalp biçimli bir köşe sütunu görülmektedir. Üzeri kısmen OrtaçaÄŸ surlarının yatay sütunları, bir kısmı da diÄŸer antik yapılardan devÅŸirme olarak kullanılan mimari parçalar tarafından örtülmüş olan Dor sütunlu avlunun kuzey köşesi 1997 yılında kazıldı. Köy evleri ve bahçeleri arasında bulunan galerili Dor sütunlu avlunun doÄŸu köşesi ve avlunun gerisindeki mekanlar 1981 ve 1982 yıllarında kısmen kazıldı. Mermer kaplı bir podyum üzerinde bulunan heroonun güneybatı duvarında, kuzeybatıdan podyumlu tapınak yapısına doÄŸru giden bir merdivenin izleri kısmen görülebilmektedir. Bu yapının ÅŸehrin ileri gelenlerinden birinin anıt mezarı olduÄŸu sanılmaktadır.
Hamam ve Yuvarlak Yapının Kalıntıları
Stadion ve tapınak alanı arasında, M.S. 2. yüzyılın 2. yarısına ait, önünde sütunlu avlusu ve zengin süslemeleri bulunan bir hamam yer almaktaydı. Simetrik bu yapının güneydoÄŸu yarısı 1978-1981 yıllarında kazılmıştır. Hamam mekanlarının zengin mermer kaplamaları ile su ve ısıtma kanal kalıntıları, bugün bile görülmektedir. Frigidarium ve caldarium gibi esas yıkanma odaları yapının ortasındadır. Bunlara çok sayıda yan mekanlar açılmaktadır. Bu mekanların en büyüğünde bir apsis içinde Tanrıça Hygieia’nın mermerden bir heykeli vardı. KuzeydoÄŸuda hamam yapısının önünde spor çalışmalarının yapıldığı kare biçimli büyük bir avlu (palaestra) yer almaktaydı. Palaestra’nın kuzeyindeki tarlalarda bulunan büyük taÅŸ bloklar, burada, içi yuvarlak, dışı çokgen biçimli görkemli bir mezar yapısının yer almış olabileceÄŸini göstermektedir.
Stadion ve Tiyatro
Aizanoi’deki stadion-tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadionda yapılan 1982-1990 yılları arasındaki araÅŸtırmalar, bu yerin M.S. 160 yılından sonra baÅŸlanıp, aralıklarla M.S. 3. yüzyılın ortalarına deÄŸin bir yapım süreci geçirdiÄŸini ortaya koymuÅŸtur. Stadion giriÅŸinin doÄŸu kısmının onarımı sırasında, yeni bulunan ve tekrar yerlerine konan yazıtlar, kendisini daha önce ana köprünün yazıtından tanıdığımız, M. Apuleius Eurykles’in bu kompleksin yapımında da rol oynadığını göstermektedir.
Stadionun oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. En geniş kesimde batı tarafta bir kapı binası vardı. Restorasyon sırasında podyum üzerine konmuş iki oturma taşı, bu kapı binasının daha sonra bir dönemde oturma basamaklarıyla örtülerek kullanılmaz hale getirilmiştir. Stadionun tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu, aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır. Mermer parçaları bugün stadionun kuzeyinde görülebilmektedir. Bu cephe duvarının alçak kaidesi Dor düzenindedir. Pencereli ilk kat üzerinde büyük kemer açıklıklı yüksek Attika katı gelmektedir. Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır. Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine yapılan araştırmalar, yapının önce tek kat olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra stadion genişletilirken buraya da ikinci bir kat eklenmiştir. Mermer mimarinin çok az bir kısmı, asıl yeri olan kesme kalker taşlı yapının önünde kalmıştır. Düşmüş mermer parçaları arasında av sahnesi betimli kaliteli friz parçaları özellikle dikkat çekmektedir.
Hamam
M.S. 3. yüzyılın 2. yarısında ÅŸehrin kuzeydoÄŸusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan oluÅŸan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inÅŸa edilmiÅŸtir. Hamam mekanlarından birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S. 4. veya 5. yüzyıldan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiÅŸ ve Aizanoi’ni erken Hıristiyan cemaatinin yöneticiliÄŸine atanan piskoposluk merkezi iÅŸlevini görmüştür.
Yuvarlak Yapı (Macellum) ve Geç Antik Sütunlu Cadde
Daha güneyde M.S. 2. yüzyılın 2. yarısında, olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış yuvarlak bir yapı (Macellum) vardır. Burası 1971′de kazılmış ve kısmen onarılan duvarlarına, M.S. 4. yüzyılın baÅŸlarında İmparator Diocletian’ın 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin bir kopyası konmuÅŸtur. Bu yazıtta, İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı. Buna göre, örnek olarak; kuvvetli bir köle, iki eÅŸeÄŸin ücretine, yani 30.000 dinara; bir at ise üç köle ücretine eÅŸitti.
Yuvarlak yapıyı kuzeydoÄŸudan sınırlayan köy evinin arkası 1992 ila 1995 yılları arasında kazıldı. Burada, sütunlu galerilerle çevrili olan ve buluntulara göre M.S. 400 yıllarına tarihlenen bir cadde ortaya çıkarıldı. Sütun ve kiriÅŸ parçaları neredeyse bütünüyle ele geçtiÄŸinden, mermer tamamlamaları az miktarda yapılarak yeniden ayaÄŸa kaldırıldı. AyaÄŸa kaldırmada kullanılmayan mimari parçalar, galerilerin arka duvarlarına yerleÅŸtirildi. Ayrıca, malların satışa sunulduÄŸu dükkanların giriÅŸi de buradaydı. Günümüzde arkadlar gibi, insanı yaÄŸmur ve güneÅŸten koruyan bir çatının yapılması için diÄŸer antik yapılardan malzeme saÄŸlanmıştır. DeÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸratılıp kullanılan yalnız mimari parçalar deÄŸil, aynı zamanda terk edilmiÅŸ yapılardaki heykeller de yerlerinden alınarak buraya konmuÅŸtur. Böylece, kuzeydoÄŸu galerinin sütunları önünde bir yazıt kaidesinde, soylu bayan Markia Tateis’in onur yazıtı ve flüt çalan panter postlu çıplak bir Satyr’in mermerden heykeli bir araya getirilmiÅŸtir. Heykel bugün Kütahya Müzesi’nde sergilenmektedir. Onur yazıtı ile Satyr heykeli arasındaki iliÅŸki, Geç Antik dönem dekor anlayışında içerik endiÅŸesi olmadığını ve burada sütunlu bir caddenin çeÅŸitli unsurlarla süslenmesi gayesinin güdülmüş olduÄŸunu göstermektedir. Sütunlu caddenin yapılması için, ortadan kaldırılan en önemli yapı Artemis tapınağı idi. Volütlerın altlıklarında dik duran akant yaprakları ile bezeli zengin süslemeleri dikkati çeken kuzeydoÄŸu galerinin görkemli İon baÅŸlıkları bu tapınaÄŸa aittir. BaÅŸlıkların üzerindeki aynı binaya ait arÅŸitravlarda Tanrıça Artemis’in ve tapınağı vakfeden Asklepiades’in adı geçen uzun bir yazıt vardır. Bu yazıtla tapınağın İmparator Claudius (M.S. 41-54) Döneminde inÅŸa edildiÄŸini söylemek mümkün olmaktadır. KuzeydoÄŸu galerinin tabanında döşeli olarak ele geçen iki plaka, aslında tapınağın alınlık üçgenindendir. Bunlardan birinde Artemis’in atribüsü olan geyik, alçak kabartma olarak iÅŸlenmiÅŸtir. Geç Antik dönem sütunlu caddesinde kullanılan Artemis tapınağı parçaları sayesinde sekiz sütunlu tapınağın ön cephesinin rekonstrüksiyonu mümkün olmaktadır.
Yapımı için tapınak yıkılan sütunlu cadde, 6. yüzyıla kadar varlığını korumuş olup bir deprem neticesinde yıkılmış olmalıdır.
Sütunlu Cadde ve Kapı Binası
Aizanoi şehri yol sisteminin ana ekseni 1991 yılında çeşitli sondajlarla saptanmış 450 m. uzunluğundaki sütunlu yoldu. Sütunlu bu yol, bugün ancak 1979 yılında kazılmış olup, köy bahçeleri içindeki, yolun güneybatı ucunu oluşturan kapı binasının kalıntıları görülmektedir. Sütunlu cadde, tapınaktan ana köprüden geçerek şehir dışındaki Meter Steunene kutsal alanına giden törensel yolun bir parçasıydı.
Nekropoller
Şehrin ne kadar büyük olduğu, onu çevreleyen nekropollerin büyüklüğünden anlaşılmaktadır. Nekropollerde çok çeşitli mezar tipleri görülmektedir; çok sayıda lahitler, Frigya ve Aizanoi bölgesi için tipik olan kapı biçimli mezar taşları bunlar arasındadır. Kapı biçimli mezar taşları, mezar mimarisinde öbür dünyaya geçişi sembolize eder. Çoğu M.S. 2. yüzyıla ait olan bu taşlar üzerinde bulunan yazıtlarda kimin mezarı olduğu, ya da kimin vakfettiği yer alır. Ayrıca mezar sahibini gösteren işaretler vardır. Kadın mezar taşları üzerinde yün, yapağı bulunan sepet ve ayna, erkeklerinkinde ise kartal, aslan ve boğa bulunur.
1990 ve 1991 yıllarında Aizanoi’nin 2 km güneybatısında Meter Steunene kutsal alanına giden kutsal yolda, görkemli iki mezar yapısı ortaya çıkarılmıştır. Haçvari plana sahip batıdaki mezar yapısının içinde, lahit koymak için yapılmış niÅŸler vardı. Bugün Kütahya Müzesi’nin ana salonunda sergilenmekte olan Hellenlerle Amazonlar’ın savaşını gösteren üstün kaliteli lahit, iÅŸte burada bulunmuÅŸtur. DoÄŸudaki dört kemerli yapı (tetrapylon) OrtaçaÄŸ’da (11./12. yüzyıl) küçük bir Bizans ÅŸapeline dönüştürülmüştür. Burada da Eros betimli mermer lahtin alt kısmı bulunmuÅŸtur. Bu parça da Kütahya Müzesi’nin bahçesinde sergilenmektedir. Lahitler ve dolayısıyla mezar yapıları M.S. 155-165 yıllarına tarihlenebilinmektedir.
Meter Steunene Kutsal Alanı
Åžehrin bilinen en eski kutsal alanı Tanrıça Meter Steunene’ye ait kült yeri olan, iÅŸlenmiÅŸ kayalarla maÄŸara ve bugün çökmüş durumdaki derin kaya inidir. Burada, 1928 yılında yapılan kazılarda ele geçen piÅŸmiÅŸ toprak kült figürinleri, burayı M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arasına tarihlemektedir. MaÄŸaranın üst tarafında basamaklı bir kaya tahtı görülür. Bu tip kutsal alanlara Frigya’nın kırsal kesimlerinde rastlanır. Bu da Meter Steunene kutsal alanının M.Ö. 1. yüzyıldan çok önceleri bile kullanıldığını gösterir. Kaya kesintisinin üstünde taÅŸlardan örülmüş yuvarlak iki kurban çukuru (bothroi) da kutsal alanın daha erken dönemine ait olabilir. Burada, halkın inancına göre kaya oluÅŸumlarında yaÅŸadığına inanılan, daÄŸların ve doÄŸanın hakimi, Anadolu’nun ana tanrıçasına adaklarda bulunuyorlardı.
Baraj ve Taş Ocakları
Sel felaketinden korunmak için Penkalas Nehri (Bedir Dere) üzerinde, iki evrede inşa edildiği anlaşılan, günümüze iyi koruna gelmiş bir baraj duvarı vardır. Bu iki yapı evresi, çoğu oturma basamağı olan devşirme mermer parçalarla birbirinden ayrılmaktadır. Baraj duvarının üst kesimlerindeki kayalıklarda, antik dönemde buranın taş ocağı olarak kullanıldığına işaret eden izler bulunmaktadır.
