26 September 2007
Adada
Yazar: admin | Kategori: Aksu| Anadolu| Antalya| Antik Şehirler| Antiokheia| Antoninus Pius| Artemidoros| Augustus Dönemi| Aziz Paulus| Baulo| Bergama Krallığı| Bizans tarihçisi Hierokles| Büyük İskender| Eğridir| Fenike| Hadrianus| Isparta| Karabaolu| Karabavlu yaylası| Kestros| Kilikyalılar| Koloni kentleri| Komama| Kovada Gölü| Kremna| Kıbrıs| Luvice| Neolitik Dönem| Odada| Pamphylia| Pax Romana| Pednelissos| Perge| Pisidce| Pisidia| Pitaşşa| Prehistorik| Ptolemaios| Sagalassos| Selge| Seyahat| St. Paul| Strabon| Sütçüler| Tarhuntaşşa Bölgesi| Tarih öncesi| Termessos| Traianus| Yalvaç| anda| antik kent| konsil| wanda
Pisidia Bölgesi’nin antik kentlerinden biri olan Adada, Isparta ili, Sütçüler ilçesine baÄŸlı SaÄŸrak köyü yakınındadır. Isparta’nın ve Kovada Gölü’nün güneydoÄŸusunda yer alan kente EÄŸridir’den sonra Sütçüler’e uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Ayrıca Isparta’yı Antalya’ya baÄŸlayan yeni Aksu yolundaki Kovada - EÄŸridir ayrımından Adada’ya ulaÅŸmak mümkünse de yolun bir bölümü henüz tamamlanmamıştır. Çevresi çam ve ardıç aÄŸaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik kent sadece bölgenin deÄŸil Anadolu’nun en saÄŸlam kalabilmiÅŸ antik kentlerinden biridir. Burası bölge halkınca Karabavlu yaylası olarak anılmaktadır. Sütçüler’in eski adı olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul adından geldiÄŸi öne sürülmektedir. St. Paul’ün geçtiÄŸi Perge - Antiokheia (Yalvaç) yolu üzerinde bulunan bu iki yerleÅŸmeye verilen isimlerin St. Paul’le iliÅŸkili olabileceÄŸi yazılmıştır. Adada adı, bazı araÅŸtırmacılara göre Anadolu’nun eski yerli halkının dili olan Luvice, yada bunun M.Ö. 1. bindeki ardıllarından biri olan Pisidce dilinden gelmektedir. Kesin olmamakla birlikte “Ada” kök sözcüğüyle “wanda/anda” takılarından türemiÅŸ olabilir. Ayrıca yine “Ada” kök sözcüğü ile “Uda (hisar-kale?) sözcüklerinin birleÅŸiminden türemiÅŸ olabilir.
Bölgede uzun zamandan beri yapılan Prehistorik (Tarih öncesi) Dönem’e iliÅŸkin kazı ve araÅŸtırmalar Pisidia’nın Neolitik Dönem olarak adlandırılan M.Ö. 7000 yıllarından itibaren Anadolu’da önemli bir kültür bölgesi olduÄŸunu ortaya çıkarmıştır. Hititler Dönemi’nde Konya ve çevresini kapsayan TarhuntaÅŸÅŸa Bölgesi ile batısındaki PitaÅŸÅŸa (Pisidia’nın eski adı) Bölgesi arasındaki sınırda yer alan Adada ve çevresinde gelecekte yapılacak çalışmalarda tarih öncesi dönemlere iliÅŸkin önemli sonuçlar alınabilecektir.
Adada’nın adı ilk kez M.Ö. I. yüzyıl yazarlarında Artemidoros tarafından verilmiÅŸtir (Strabon XII, 570). Sonra Ptolemaios (V 5,
ve Bizans tarihçisi Hierokles’te (674, 4) de “Odada” olarak geçer. Ancak kentin tarih sahnesine çıkışı Termessos’ta bulunan bir atlaÅŸma metni dolayısıyla M.Ö. 2. yüzyıla kadar inmektedir. Bölgenin önemli bir kenti olan Termessos ile Adada arasındaki bu dostluk antlaÅŸması bazı araÅŸtırmacılara göre iki kentik ortak düşmanları Selge’ye karşı yapılmıştır. Tarihi kaynaklardan Selge’nin özellikle Hellenistik Dönem’de Termessos aleyhine yayılmacı bir politika yürüttüğü ve çevresindeki kentlerle (Pednelissos) savaÅŸtığı bilinmektedir. İşte adı geçen antlaÅŸma iki kentin (Adada ve Termessos’un) dışta Selge ile içte demokrasi düşmanlarına karşı yardımlaÅŸmasını öngörüyordu. Bazı araÅŸtırmacılar iki kent arasındaki bu antlaÅŸmanın Selge’den çok o dönemde çok güçlenen Bergama Krallığı ve onun özellikle Termessos’a karşı saldırı veya demokrasiyi yıkma giriÅŸimlerine karşı olabileceÄŸini öne sürmektedir. AntlaÅŸma, tarafların karşılıklı olarak, herhangi bir saldırı veya demokrasiyi yıkma giriÅŸimine karşı birbirlerinin yardımlarına koÅŸmayı taahhüt etmektedir. Bu antlaÅŸma gerçekten hem Termessos, hemde Adada tarihleri için büyük önem taşımaktadır. Bu sayede iki kentin idari açıdan demokratik bir yapıya kavuÅŸtuÄŸu ve ÅŸehir devleti (Polis) benzeri bir statü kazandığı görülmektedir. AntlaÅŸmanın M.Ö. 190 - 164 yılları arasındaki bir tarihte yapıldığı araÅŸtırmacılar tarafından öne sürülmektedir.
Bizce bu antlaÅŸmanın diÄŸer bir önemi Termessos ile Adada halkları arasında bir kan bağının varlığını göstermektedir. AntlaÅŸma metni detaylı olarak ele alındığı zaman Termessos ve Adada isimlerinin çok sıkça geçtiÄŸi görülecektir. Bergama Krallığı’nın M.Ö. 133 yılında vasiyet yoluyla topraklarını Roma’ya vermesi Anadolu’da Roma egemenliÄŸinin baÅŸlangıcı olmuÅŸtur. Bu dönemde batı Anadolu kentlerinin aksine Pisidia kentlerinin çoÄŸunlukla bağımsızlıklarını korudukları anlaşılmaktadır. Bağımsız Adada kentinin ilk sikkeleri bu dönemde basılmıştır. Bu arada yine Pisidia Bölgesi’nde özellikle Augustus Dönemi’nde Roma egemenliÄŸinin simgesi olan Koloni kentleri kurulmuÅŸtur. Bunlardan en önemlileri Antiokheia, Kremna, Komama’dır.
Roma İmparatorluk Dönemi’nde özellikle İmparator Traianus, Hadrianus ve Antoninus Pius (M.S. 114-161) dönemleri tüm Anadolu’da olduÄŸu gibi Pisidia için de en parlak dönemlerdender. “Pax Romana” adıyla anılan bu barış döneminde Pisidia kentleri büyümüş, zenginlik ve refaha baÄŸlı kalarak yapı faaliyetleri de artmıştır. Adada için de tümüyle geçerli olan bu geliÅŸmeler ve yapı faaliyetleri M.S. 212 yılında çıkarılan bir kanunla İmparatorluk toprakları üzerinde yaÅŸayan herkese “Roma VatandaÅŸlık Hakkı” verilmesiyle yeni bir hız kazanmışsa da M. S. 3. yüzyıl sonlarında hızını kaybetmiÅŸtir.
Strabon’a göre “DaÄŸlarda yaÅŸayan Pisidialılar, komÅŸuları olan Kilikyalılar gibi tiranlar tarafından yönetilen ayrı kabileler halinde yaÅŸarlar ve korsanlık yaparlardı”.(Strobon VII-3) Fakat Pisidialılar’ın en önemli özellikleri bağımsızlıklarına düşkün ve savaşçı bir karaktere sahiboluÅŸlarıdır. Buna en iyi örnek M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’e karşı ölümüne direnen Sagalassos halkıdır. Bu durum Pisidialıların geçim kaynaklarından birinin askerlik olduÄŸunu ortaya koyar.
DiÄŸer Pisidialılar gibi bazı Adada vatandaÅŸları da Büyük İskender’den sonraki Hellenistik kralların ordularnıda hizmet vermek amacıyla anayurtlarından ayrılmış ve gurbette paralı asker olarak çalışmışlardır. Bunun kanıtları Kıbrıs’ta ve Fenike’de (Sidon Kenti) bulunan Adada’lı askerlere ait mezar taÅŸlarıdır.
M.S. 395 yılında Roma İmpartorluÄŸu ikiye ayrılınca, bölge DoÄŸu Roma (Bizans) İmparatorluÄŸu içinde varlığını uzun süre korumuÅŸtur. Zaten Hırıstiyanlığın yayılmaya baÅŸladığı ilk yıllardan beri bölgede yeni dine karşı ilgi duyulduÄŸu bilinmektedir. Bunu en çok St. Paulus’un bölgeyi ve Antiokheia’yı ziyaretleri göstermektedir. Aziz Paulus ve arkadaÅŸları yaklaşık M. S. 45 yıllarında ilk kez Pamphylia’nın Perge’sine gelmiÅŸler, Perge’de bir gün kaldıktan sonra Kestros (Aksu) ırmağı yoluna çıkmışlardır. Torosları binbir güçlükle aÅŸmışlar ve EÄŸridir üzerinden Antiokheia’ya ulaÅŸmışlardır.
AraÅŸtırmacı G.Ercenk’e göre “Aziz Paulus’un ilk misyonunu yerine getirirken izlediÄŸi ve bugüne kadar belirlenip isimlendirilemeyen bu kutsal yol, Perge’yi Kestros Vadisi’ni takip ederek Adada üzerinden Antiokheia’ya baÄŸlayan yol olmalıdır”. Yolculuk süresinin ve güzergahının kaynaklarda belirlenen verilerle uyum içinde oluÅŸu araÅŸtırmacının savını güçlendirmektedir. Ayrıca yukarıda deÄŸinilen Baulo ve Karabaulo isimlerinin Paulos’la benzerliÄŸi de AraÅŸtırmacı D. Frech’in karşı tezine raÄŸmen bu verileri desteklemektedir. French, Perge-Adada yolunu kabul etmekle beraber yolun daha geç dönemde inÅŸa edildiÄŸini savunur.
Bölgede resmi kilise örgütünün M.S. 4. yüzyılda kurulduÄŸu, Antiokheia, Sagalassos, Kremna, Selge, Adada ve diÄŸer bazı kentlerin piskoposluk merkezi haline geldiÄŸi yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Yine yazılı belgelere göre Adada, Antiokheia’nın Pisidia’daki yardımcı piskoposudur. Adada M.S. 325, 381, 451, 692, 787 yıllarında çeÅŸitli kentlerde toplanan dini meclislere (konsil) tensilci göndermiÅŸtir. Bu da gösteriyor ki Adada kentinde hayat 9. yüzyıla kadar sürmüştür.
Daha sonra Anadolu’nun Türkler tarafından alınması ile Bizans İmparatorluÄŸu küçülmeye ve batıya doÄŸru çekilmeye baÅŸlamıştır. Önceleri Pisidia Bölgesi’nde Selçuklu egemenliÄŸine karşı direniÅŸler olmuÅŸsa da III. Kılıç Arslan 1203 yıllında Isparta’yı alarak Uluborlu, EÄŸridir ve Yalvaç’a Hamid Bey yönetimindeki Türkmen aÅŸiretlerini yerleÅŸtirmiÅŸtir. Bölgede daha sonra HamidoÄŸulları BeyliÄŸi kurulmuÅŸ ve bu beylik de 1390 ve 1422 yıllarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Adada o günlerden bu yana harabe olarak yaÅŸamını sürdürmektedir. 1970 yılında antik kentin içinden geçirilen Yeniköy yolu ziyaretçilerin harabeye kolayca ulaşımını saÄŸlamıştır. Son yıllarda Anadolu’daki turizm haraketlerine paralel olarak Adada oldukça fazla sayıda ziyaretçi çekmektedir.
